2020-2021 Dönemi Burslar hakkında önemli duyuru...
 
 
 
 
 
 

E- Devlet Sistemi
Namaz Vakitleri
Seçmen Bilgileri 
Resmi Gazete
Motorlu Taşıt Vergisi Sorgulama
 

devamı...



Doğduğun veya doyduğun memleket...29.05.2011
Anasayfa  »  Yazarlar » Mahir Eyüboğlu »  Doğduğun veya doyduğun memleket...29.05.2011

 

Mahir EYÜBOĞLU
Eğitimci
İletişimci - Yazar

Eğer doğduğumuz memleketteki ilişkilerimiz; sosyal, ekonomik, kültürel  ve ticari yönüyle bizi besliyorsa, orası bizim aynı zamanda doyduğumuz memlekettir. Nerde ne zaman hangi cinsiyette doğacağımız bizim elimizde olmadığı gibi, nerde ne zaman nasıl öleceğimiz de bizim elimizde değildir. Benim ülkem çelişkiler ülkesidir. Doğanı medeni hukuk kurallarıyla karşılar, öleni de İslam (veya bir başka dinin) kurallarıyla uğurlarız. Bazen doğduğumuz memleket bizi doyurmaz. Doyacağımız memleketi bulma arayışına gireriz. Sonradan gelenlere karşı toplumda daima bir ön yargı vardır. Oranın yerli veya yerleşik halkı, yeni gelenlerin sosyal, ekonomik, kültürel başarı  göstermesini ve gelişmesini pek istemez. Sonradan gelenlerin hep ikinci hatta üçüncü sınıf  vatandaş olarak kalmasını ister ve arzular. Sonradan gelenlerle aynı statüde olmalarını hazmedemezler. Bu yüzden toplumsal çatışmalar gündeme gelir. Adeta Hindistan’daki kast sisteminin  yaşanmasını arzularlar. “Ben şehirliyim, şehirli kalmalıyım” “Sen köylüsün köylü kalmalısın” dercesine gizli bir beklenti ve bekleyiş vardır. Aslında sosyal, ekonomik ve kültürel üstünlük kompleksinin altında yatan budur. Kabullenmeme hastalığı… Üstünlüğü, takvada aramama hastalığı… Takva; Allah’ın emrine uygun yaşama ve sakınmadır. Halbuki yüce yaratıcı, rızkı dilediğine çok dilediğine az verir. Bize tedbirlere yapışmak düşer. Ama en kral tedbirler bile, takdiri ilahi karşısında iflas eder. Daha çok kazanacağım diye, takvadan uzak bir yaşam adına memleket değiştirmek ne kadar gerçekçi. Doğduğu memleketi, doyduğu memleket haline getiren ülkeler çabuk ve hızlı kalkınmışlar. Bakıyorum da şu seçim arifesinde, bizi yönetmeye talip olanların bu konu veya konularda pek işe yarar bir projeleri yok. Toplumun hastalığı belli: Ne isteyip ne istemediğini bilen, eğitim ve kültür seviyesi yüksek, ve şuurlu  bir toplum değiliz. Topluma huzur ve başarı getirecek bir projesi olan, bilim adamının konferans ve toplantısına katılanlarla, malayani eğlencelere  iltifat ve itibar edenlerin sayını varın siz kıyaslayın…! Efendimiz boşuna mı buyurmuşlar. “Sözünüzün etkisi, karşınızdaki insanın anlayacağı kadardır”. Bir insanı manevi eğitim ve terbiye ile beslemezsen, malayani  veya şeytani terbiye ile besleyen birileri bulunur. O zaman memleket, memleket dolaşır da  doyacağın bir memleket bulamazsın. Kanaatkarlığın iflas edip  kuruduğu yerlerde, tamah ve tamahın ürünü haramlar yeşerir. Ne ile beslendiğini, nerde doğduğunu, neyle doyduğunu bilmeyenlerin  yaşam yorumlarını sizlere bırakıyorum. 

Mahir EYÜBOĞLU
mahireyuboglu@hotmail.com



» Yorumlar
Listelenecek Kayıt Bulunamadı.


» Yorum Ekle
Ad Soyad :
Yorum :
Geri