2020-2021 Dönemi Burslar hakkında önemli duyuru...
 
 
 
 
 
 

E- Devlet Sistemi
Namaz Vakitleri
Seçmen Bilgileri 
Resmi Gazete
Motorlu Taşıt Vergisi Sorgulama
 

devamı...



İLK İNSAN VE YARADILIŞ GAYESİ....07.03.2014
Anasayfa  »  Yazarlar » Mahir Eyüboğlu »  İLK İNSAN VE YARADILIŞ GAYESİ....07.03.2014


Mahir EYÜBOĞLU
Eğitimci
İletişimci - Yazar

Rahim sıfatından haberli, kadınlık şuurundan nasipli, yaratılış gayesini bilen tüm kadın ve erkeklere, Allah’tan rahmet, sıhhat afiyet ve huzurlu bir ömür diliyorum.

Efendimizin anlatımıyla, erkek ve kadının nasıl ve neden yaratıldığına değinmek istiyorum.

Allah ‘u Teala c.c. Cebrail a.s.’a;

Ya Cebrail yeryüzünün her bir köşesinden toprak getir, onları karıştır ve insan şekline sok. Ey meleklerim ben bir insan yaratacağım ona kendi ruhumdan üfleyerek can vereceğim. Onun ismi Adem’dir.

Ey meleklerim Ademe secde ediniz.” dedi.

Melekler Ademe secde ettikleri halde, cin taifesinden olan ve ateşten yaratılan şeytan secde etmedi.

Melekler de, secdeden başlarını kaldırdıkları zaman;

Ya rabbi bizi itaatkar varlıkların olarak yarattın. Bizler her zaman sana kayıtsız şartsız itaat ederiz. Erkeklik dişilik sorunumuz yok. Tek bildiğimiz senin emrettiğin şekilde hareket etmektir. Belki de sana isyan edecek olan bu insanoğlunu neden yaratıyorsun?” deyince Rabbimiz;

Ey meleklerim ben, insanoğlunu bana itaat etmesi ve emirlerime uygun yaşaması için yarattım. Onlara en büyük zevki, (üreyip çoğalmaları ve aynı zamanda hacetlerini gidermeleri için,) cinsel organlarından verdim. Yani insan oğlu diğer mahlukat gibi, en büyük zevki en pis organlarından alır. Ancak insanoğluna sorumluluk da verdim. Eğer insanoğlu cinsel organlarını Allah rızasına uygun helal yoldan kullanırsa meleklerden üstün, kullanmazsa, ürettiği necasetten daha pis ve necis olacaktır..!

Bu yüzden her şeyi onların emrine verdim. Bunu yaptıkları sürece sizden üstün olacaklardır. Onlara akıl, irade ve sorumluluk verdim.

Aklıyla hayrı ve şerri ayırt etsin, iradesiyle doğru ve yanlışı tercih etsin diye..!

En önemlisi de, onları iradelerinde serbest bıraktım.”

Sonra şeytana dönerek;

Ey şeytan bütün melekler secde ettiği halde sen neden secde etmedin?”

Şeytan; “Ben Adem’den ilimce üstünüm. Ben ateşten yaratıldım o ise topraktan. Ben istediğim şekle girebilirim o kendine verilen şekilde kalır.” dedi.

Rabbimiz;

Bana itaat ve Adem’e secde etmeyen şeytan, cennetimden çık.” buyurdu.

Cennetten kovulan şeytan, Adem’e ve onun soyundan gelenlere kötülük yapıp Allahın emrine uygun yaşamamaları için mahşer gününe kadar Allah’tan izin istedi. Rabbimiz de kendisine bu izni verdi, ancak;

Sen Allah yolunda olanları baştan çıkartamazsın, yalnız sana uyanları baştan çıkartabilirsin” dedi.

Cennette bulunan Adem a.s. kendisine ruh üflenince, insan olarak cennette yaşamaya başladı.

Bir gün yatmış uyurken, uyandığı zaman yanında yatan, kendine benzeyen fakat vücut yapısı farklı birini gördü. Adem a.s.;

Sen kimsin ey insan” diye sordu.

Yanındaki; “Ben Havva’yım ya Adem” dedi.

Adem a.s. ; “Seni Allah neden yarattı.”

Havva anamız; “Ey Adem Allah beni, senin sol eğe (kaburga) kemiğinden,

seni tamamlamak için, itaatkar ruhlu olarak yarattı.

Adem babamız;

Yani ben şimdi, senin hem annen, hem baban, hem de kocanım öyle mi?” dedi.

Havva anamız; “Evet ya Adem sen benim, anam,babam, hem de kocamsın. Bu yüzden sana anam, babam ve kocam gibi itaat etmek zorundayım.

Ben de senin hem kızın, hem de karınım. Ben sana Allah’ın emanetiyim.

Sen de bana, kızına gösterdiğin sevgi, şefkat ve merhameti göstermelisin.”

Adem babamız; “Beni nasıl ve neyimi tamamlayacaksın?” dedi.

Havva Annemiz; “Ey Adem Allah bana, Rahim sıfatında var olan;

merhameti sayesinde, sesimi, tenimi ve bedenimi yumuşak ve zarif yarattı.

Bu yumuşaklık ve zarafet sayesinde;

1-senin nefsine,

2-soyumuzdan gelecek çocuklara ve

3-evimize bekçilik yaparak seni tamamlayacağım.

Nefsine bekçilik yapacağım seni haramlardan korumak için,

Onları en güzel ahlak üzerine yetiştirmek için, çocuklarımıza bekçilik yapacağım, evimizi cennet bahçesinden bir bahçe yapmak için, evimize bekçilik yapacağım,.” Adem a.s.;

Ey Havva unutma bir kadının kocasına itaati Allaha itaat gibidir.

Çünkü sen, anne olarak ayaklarının altında cenneti taşıyan olacaksın.” dedi.

Bütün bunları dinleyen cennetten kovulmuş olan şeytan cennet kapısında Adem ile Havaya başladı vesvese vermeye;

Allah’ın size yasak kıldığı ağacın meyvesinden yiyin.

Eğer o meyveden yerseniz siz de tanrılaşır ve ilelebet cennette kalırsınız” diyerek, durmadan yalan yere yemin etti.

Adem’le Havva’yı aldatıp, onları baştan çıkartmak ve kendisi gibi cennetten kovulmalarını sağlamak için elinden geleni yaptı.

Şeytanı tanımayan Havva annemiz, cennet kapısında kendilerine fısıldayan şeytana acıdı, Adem’e a.s. etki ederek yasak meyveden yemelerine sebep oldu. Meyveden yiyince avret yerleri açıldı. Avret yerleri açılınca ne yapacaklarını şaşırdılar..!

İlk yalan, ilk itiraz, ilk yalan yere yemin, ilk aldatma, ilk kandırma, veya kandırılma hepsi cennette gerçekleşti..!

Düşünebiliyor musunuz, o kadar güzel nimetlerin arasında sadece bir tek haram meyveye tamah eden insanın halini...!


Acı ama gerçek o ki, bu dünyada da yalan yere yemin, itirazvari ilişkiler, helaller dururken harama meyletme, aldatma veya aldatılma aklınıza gelen, gelebilecek her türlü olumsuzluklara insanlar, iltifat veya itibar edebiliyorlar..!

Bu insanlığın genlerinde var. Çünkü insanlar akıllarıyla inandıkları halde kalpleriyle itiraz ediyorlar.

Halbuki imanın onay makamı akıl değil kalptir. O yüzden efendimiz,;

Güzel ahlak veya iyilik kalbe huzur veren her şeydir.”buyuruyorlar.

Allah-u Teala Adem a.s.’a;

Ey adem cennette bu kadar helal ve güzel yiyecekler varken, neden sana yasak kıldığım meyveden yedin?” diye sordu.

Adem babamız;

Ya Rabbi şeytana uydum, Havva’nın vesvesesine uydum, senin haram kıldığın meyveden yedik. Ya Rabbi ne olur beni ve bizi affet” diye ağlayarak, dua etmeye ve tövbe istiğfara başladı.

Rabbimiz;

Ey Adem sizi de, şeytan gibi, cennetten çıkaracağım.

Eğer dünyadayken sen ve Havva benim rızama uygun yaşar, ibadet ve itaat ederseniz, kusur işleseniz bile, eğer tövbe ederseniz, sizlere verdiğim ruhu geri aldığım zaman (öldükten sonra), sizi cennetime tekrar koyacağım.

Dünyayı, size ve sizin soyunuzdan gelenlere, imtihan tarlası yaptım.

Sizleri, sağlıkla, hastalıkla, varlıkla, yoklukla, evlatlarınızla, değişik-değişik şeylerle imtihan edeceğim.

Eğer dünya da şeytanın emrine girmeden bir yaşam sürerseniz ibadet ve itaatinizi tam ve doğru yaparsanız sizi tekrar cennetime alacağım ama, şeytanın ve şeytana uyanların böyle bir şansı olmayacak.” dedi.

Adem Babamızla ile Havva Annemiz cennetten kovulduktan sonra dünya üzerinde yıllarca ayrı yaşadılar.

Çok ağladılar, af dilediler. Yüce Rabbimiz, onlara acıdı. Onları Arafat’ta buluşturdu ki bu buluşma yeri mahşeri buluşma yeri olup, hacı olmanın şartlarındandır.

İnsan neslinin çoğalması için onlara bin yıllık ömür verdi...

İnsan neslinin çoğalması, uzun bir süre, AYRI batınlarda (batın=tek doğurma anı) doğan kardeşlerin evlenmeleriyle gerçekleşti.

Buluğ çağına gelen ayrı batında doğanlar evleniyorlardı.

Derken adları Habil ile Kabil olan kardeşlerin evlilik çağları geldi.

 

 



» Yorumlar
Listelenecek Kayıt Bulunamadı.


» Yorum Ekle
Ad Soyad :
Yorum :
Geri